Aslında çoğumuz O’nun sesini tanıyoruz. O radyolarımıza reklam sesiyle ulaşıyor. Televizyonlarımıza ise ‘Az sonra…’ anonslarıyla. Kendisi aslında 18 yıllık tiyatrocu. Halen şehir tiyatrolarında oyunlarda rol alıyor. Ama her şeyden önce bir baba. İkinci kızı Zeynep Mayıs ayında dünyaya geldi. Sesiyle ünlü sanatçı Ertuğrul Postoğlu’na misafir olduk ve BabaOlmak.Net olarak babalıkla ilgili sohbet ettik.
Sizi kısaca tanıyalım.
18 yıldır şehir tiyatrolarında oyuncuyum. Aslında ilkokuldan başlayan bir tiyatro serüveni var. İlkokul, ortaokul ve lisede okul tiyatrolarındaydım. Hatta lisede ‘Yerma’ adlı bir oyunla Milliyet’in yarışmasına da katılmış ve üçüncü olmuştuk. Sonrasında dublajla başlayan ve şehir tiyatrolarının 1990 yılında açmış olduğu sınavı kazanarak girmiş olduğum profesyonel bir tiyatro serüvenim var. Şu anda bir Bulgar yazarın ‘Deri Ceket’ adlı ‘absürd komedi’ tarzındaki oyununun provalarını yapmaktayız. Şimdi tatildeyiz ama 11 Ağustos’tan itibaren tekrar provaya gireceğiz. 5 Kasım’da da Kadıköy Sahnesi’nde oyun başlayacak. Daha önceden ‘Keşanlı Ali Destanı’ ve‘Ferhat ile Şirin’ vardı. Her yıl 1 ya da 2 tane oynuyoruz.
İnsanlar genellikle sizi Kanal D’de ve reklamlarda ses olarak tanıyorlar. Bu serüven nasıl başladı?
Ertuğrul Postoğlu: Bu serüvenin ilginç bir öyküsü var. 1987’de ‘Üsküdar Genç Oyuncular’ (ÜGOT) adında bir tiyatro grubumuz vardı. Ben onlarla birlikte çalışma yaparken dublaja da merakım vardı ama nasıl yaparım diye düşünüyordum.
Bu arada pazarlamacılık yapıyordum. Hortum pazarladım, Rami Kuru Gıda Sitesi’nde bir peynircide çalıştım, hamallık yaptım. O arada da tiyatroyu da amatörce yürütmeye çalışıyorduk. Benim ailemde sanatçı olmadığı için ve öğretmen odaklı bir sülalem olduğu için - babam, amcam, yengem, teyzem, kuzenlerim öğretmendi - ailemin benden beklentisi farklıydı. Ve dolayısıyla ailemden çok da destek bulamamıştım. Benim için de tiyatro önemliydi. 
O dönemde hiç unutmuyorum bir gün Bebek Kahvesi’nde yan masadan biriyle sohbet etmeye başladık. İnanın o ‘biri’ni hala isminin ne olduğunu, kim olduğunu bilmiyorum. Ama o, hayatımı değiştiren kişidir. Sohbet etmeye başladık. ‘Ne yapıyorsun?’ diye sorduğunda amatör tiyatro yaptığımı, pazarlamacılık yaptığımı söyledim. ‘Senin sesin güzel neden dublaj yapmıyorsun’ dedi. ‘nasıl yapacağım, bilmiyorum ki, o insanları tanımıyorum, oralara nasıl girilir bilmiyorum’ dedim. Bana ‘şu adrese git, orada Nebahat Temuçin diye bir seslendirme yönetmen vardır, kendini tanıt ‘Amatör tiyatro yapıyorum, seslendirme yapmak istiyorum, bana yardımcı olacağınız söylendi ve ben de o yüzden size geldim’ de, o sana yardımcı olacak’ dedi. Bunun üzerine ben de atladım Taksim’deki o stüdyoya gittim. Kapıyı çaldım. Beni şimdi aynı tiyatroda oynadığım arkadaşım Nevzat Çankara karşıladı. O zaman Nebahat Temuçin’in asistanıydı. ‘Ben Nebahat Temuçin ile konuşmak istiyorum, dublaj yapmak istiyorum dedim’ dedim. Kendisiyle tanıştık. İsteğimi ve yardımcı olabileğini söyledim. ‘Buyurun gelin’ dedi. İçeri girdim. İçeride Saadettin Erbil, Jean Mahfi, Erhan Yazıcıoğlu, Orhan Hızlılar gibi ciddi ve bu işin pirleri orada... O insanları görünce heyecanlanıyor insan.
O dönemde stüdyolar bu kadar modern değil ama güzel. Seslendirme yapan sanatçılarla yönetmen aynı stüdyonun içinde oturuyorlar ve tek bir tekst var, tek bir mikrofon var, film döndükçe seslendirme yapıyorlar. Sıra kendilerine geldikçe konuşuyorlar. O dönemde video piyasası popüler ve onlar için iş yapılıyor. Nebahat Temuçin ‘otur buraya, kulaklığı tak, nasıl yaptıklarını dikkatli izle ve dinle, yanımda oturacaksın ’ dedi. Oturdum. Tabi o arada sanatçılar giriyor, çıkıyor. Hayranlık içerisinde bakıyorsunuz. Sonra işi öğrenmeye çalışıyorsunuz, nasıl yapıyorlar, ağzı oturtmak vs. O arada uzun zaman geçti. Ara verildi. Aradan sonra Nebahat Temuçin ‘Ertuğrul kulaklık tak, mikrofonun başına geç, bir sesini duymak, tiyatral olarak ne yapabildiğini görmek istiyorum’ dedi. Tekst verdi. Acayip korktum tabi. Neyse gittim. Bana bir şeyler okuttu. Amaç ağız oturtmak değil onun sesimi duymasıydı. ‘tamam’ dedi. ‘Benimle 10 – 15 gün oturacaksın, izleyeceksin ama para kazanmak yok’ dedi. İşi bıraktım. Ama para kazanmam da lazım. Geldim 15 gün boyunca Nebahat Temuçin’in yanında oturdum. Ve 15 gün sonra bana bir filmde dublaj yapma imkânı tanıdı. 
Dublaj yaptığım ilk kelime de‘taksi’ydi. Koca filmde sadece ‘taksi’ dedim. Otellerin önündeki görevliydi dublaj yaptığım kişi. Ama o kelimeyi söyleyene kadar kan ter içinde kaldım. Çünkü yanlış yaparsan o parça tekrar baştan alınıyor. Neyse ki ‘taksi’yi dedim. Nebahat Temuçin ilk kaşemi (her bir sanatçının günün koşullarına göre düzenlenmiş her bir reklam/tanıtım birim seslendirme ücretine kaşe denir) 10.000 TL. olarak belirledi. Ki o zaman Bostancı - Taksim dolmuşları 5.000 TL. idi. Sonra iki cümlelik roller almaya başladım.1 sayfalık, küçük küçük roller derken 1 yılın sonunda artık başrollerde konuşmaya başladım.
Senkron TV stüdyosu Cine5’e filmler yapıyordu o dönem. Ve ben orada işler yapmaya başladım. Role göre para belirleniyordu ve işler çok yoğundu. 2,5 yıl boyunca haftanın 6 günü, günde 20 saat çalıştım. O dönemde Nicolas Cage, Elvis Presley, Tom Cruise, Charlie Sheen, Pierce Brosnan gibi karakterleri ve He-Man’i seslendirdim. Ben orada piştim ve iyi bir yere geldim.
Arada ekonomik krizler oldu ve ben o dublaj piyasasından ayrıldım. 1994 Eylülünde Kanal D’den Tuna Huş’un sabah haberlerinin perforelerini (Görüntü altı seslendirme de denir) okumaya başladım. Yaklaşık 6 ay sonra başka bir haber grubu gelince oradan ayrılmak durumunda kaldım. Ama benim için daha hayırlı oldu.
1995 Nisan’ıydı, İbrahim Altınsay atv’den ekibiyle Kanal D’ye gelmişti ve kanala tanıtım sesi, kurumsal ses arıyorlardı. İbrahim Altınsay bu piyasada ciddi yeri olan Levent Ağabey’imize ses istediğini bildirmiş. Levent Ağabey de (• Levent Dönmez) 5 tane ses göndermiş. Sağ olsun beni de ilk sıraya yazmış. Deneme seslendirmesinden sonra Nisan 1995’ de Kanal D’nin tanıtım seslendirmesine başladım.
Arada yaklaşık 20 günlük Gürcistan turnesi dolayısıyla Kanal D’den tekrar ayrılmak zorunda kaldım. Ama ekim ayında Kanal D’den gelen taleple yine kanalda işe başladım ve yaklaşık 13 yıldır kesintisiz Kanal D’nin kurumsal sesiyim. Tabi sadece Kanal D yok. Yaklaşık 12 yıldır reklam dublajları serüvenim var ki beni asıl doyuran zaten bunlar.
babaolmak.net
Sanatçımızın sesini dinlemek için ismine tıklayın
Ertuğrul Postoğlu / Melodika
Syn. Uğur Taşdemir'e teşekkür ederiz
Aşağıdaki videolar youtube kaynaklıdır,
bilindiği gibi youtube Türkiye'de yasaklı bir sitedir,
eğer videoları göremiyorsanız,
izlemek için lütfen aşağıda belirtilen yönergeleri izleyiniz
http://rapidshare.com/files/139338176/Youtube_Giris.rar
winnar bilgisayarınızda kurulu değilse winrari indirip kurun,o zaman rahatlikla rar dosyalarini açabilirsiniz...
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/singlefile.php?download=winrar&lid=1740
KANAL D tanıtım sesi