Anasayfa / Seyahat / Levent Dönmez

Levent Dönmez


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Levent Dönmez / Seslendirme Sanatçısı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“METNİ OKUMAZ, CAN VERİR”
Seslendirme dünyasının büyük ustalarından Dönmez yıllarca tiyatro ve sinemada
 
oyunculuk, yönetmenlik ve senaristlik yaptı.
 
Öğretim üyesi olarak Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde
 
onlarca tiyatro insanının yetiştirdi. Halen Mimar Sinan Üniversitesi
 
Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak
 
oyuncu adaylarına dersler veriyor.
 
CNBCE’nin tanıtım filmlerini seslendiriyor
 
 
Sinemamızda nice aktöre sesiyle can katan, reklâm camiasının karizmatik soluğu olan ve
 
aynı zamanda CNBC-e kanalının tanıtımlarını seslendiren Levent Dönmez, şu sıralarda
 
NTV’de yayınlanmakta olan, dünyanın en çok ses getiren belgesellerinden ‘Planet
 
Earth / Yeryüzü’ adlı yapımın anlatıcısı Sir David Attenborough’u mükemmel Türkçesi ile
 
yorumluyor.

Yıllarca tiyatro ve sinemada oyunculuk, yönetmenlik ve senaristlik yapan Levent
 
Dönmez, hoca olarak da Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde onlarca tiyatro
 
insanının yetişmesine emek verdi, Tiyatro Anadolu’da oyun yönetti. Halen Mimar Sinan
 
Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak oyuncu
 
adaylarına ışık vermeyi sürdürüyor.

Kendinde doğuştan varolan eşsiz ses renginin dinleyenlerde yarattığı büyünün, içimizde
 
nehir coşkusu yaratan şiirsel tınıların yanı sıra; tonlama ve vurgulamalarında “en doğruyu
 
arayıp keşfederek, onları ifade edebilmenin olağandışı becerisini de sergiler Levent
 
Dönmez. Dudaklarından dökülen her hece, milim milim ölçülüp de sarf edilmiştir. Her
 
seslendirme sürecinde, başlı başına bir “titizlik abidesi” olarak seyrederiz hocamızı.

Ayırıcı özelliklerinin en başında, seslendirdiği (Türk ya da yabancı) karakterlerin mimiklerini
 
kaçırmaması ve o mimiklere uyumlu yorumlarla konuşması gelir. Düz metinleri
 
seslendirirken, metni sadece okumaz, anlatır o metni. Dramatik film seslendirmelerinde
 
ise, perdedeki ( ya da ekrandaki) oyuncuyla öylesine özdeşleştirir ki kendini, adeta
 
kendi oynamışçasına oynar sesiyle ve de sonuçta o kişinin oyununa da ruh katar.

Levent Dönmez’in ustalığının ardında yatan bir başka etken de tevazuu asla elden
 
bırakmayıp, reji koltuğunda oturanlara “Oldu mu çocuklar? Aman ölçüyü elden
 
kaçırmayalım!” diye titizlenip, yaptığı işe hassasiyet göstermesidir.

TRT-2 yıllarından bu yana kendisi ile çalışarak sayısız işe imza attıkları seslendirme
 
yönetmeni Aziz Acar, Levent Dönmez ile bir çok iddialı belgeselin seslendirmesini
 
yapmalarına karşın, “hiçbir yapımda, ‘Planet Earth / Yeryüzü’ belgeselinin
 
görüntülerinden etkilendikleri kadar etkilenmediklerini, bu belgeselin bambaşka bir yapısı olduğunu” vurguladı.

Belgesel seslendirmenin inceliklerini, ayırıcı özelliğini sorduğumuz Levent Dönmez
 
de düşüncelerini şu cümlelerle özetledi:
 
Bir kağıdın üstündeki yazılar cansızdır. Seslendirildiklerinde ya da
 
yorumlandıklarında hayat kazanırlar. Seslendirilen her parça da, bir yorum
 
gerektirir. Haber okumak bile bir yorumdur örneğin: tarafsızlık yorumu. Çok farklı
 
nedenlerle seslendirme yapıyoruz. Dramalar, yani uzun metraj filmler ve dizi
 
filmler, tanıtım filmleri, reklam filmleri, belgeseller v.s.. Bunların her birinin tarzı
 
farklıdır. Elbette seslendirme tarzları da. Belgesel seslendirmesine gelirsek görürüz
 
ki onlar da kendi içinde farklı farklıdır. Örneğin çiçekleri böcekleri anlatan
 
belgeselle, tarihe ışık tutan bir belgesel asla aynı tarzda yorumlanamaz. Versailles
 
sarayını anlatan bir belgeselle, petrol kuyularını anlatan bir belgesel de aynı
 
şekilde. “Planet Earth” ya da “Yeryüzü Belgeseli”ne gelince. Tabii ki orijinaline
 
olabildiğince en yakın biçimde seslendirmeliyim diye düşündüm ve öyle de
 
yapmaya çalıştım. Ancak açık söylemek gerekirse, izledikçe öyle etkilendim ki kendi
 
duygularımı da katmam gerektiğini düşündüm. Görüntüler sizi kavrayıp içine
 
çekiyor. İnanılmaz güzellikteki fotoğraflar eşliğinde hüzünleniyor, mutlu oluyor,
 
duygulanıyorsunuz. Ve bir süre sonra kendinizi bütün o canlıların arasında ve
 
onlardan biri gibi görüyorsunuz. Doğanın harikaları, ona ne kadar saygı duymamız
 
gerektiğini fısıldıyor kulağınıza. Elimden geldiğince bu duyguları yansıtmaya
 
çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur.

Yabancı sinema ve televizyon yapımlarının anadilimize tercüme edildikten sonra
 
yeniden seslendirilmesi ya da yaygın deyişle “dublaj”, son yıllarda mecra
 
sayısındaki artışla ters orantılı olarak, değerini yitirmekte -ucuzlatılmakta-, eski
 
günlerdeki kalitesini mumla aratmaktadır.

Radyo başlarında geçen günlerimizde “arkası yarın”, “çocuk bahçesi”, “radyo
 
tiyatrosu” saatlerinde yüreklerimize işleyen seslerin sahipleri olan değerli
 
sanatçıları birer birer sonsuzluğa uğurlasak da, o sesler atmosferdeki radyo
 
dalgalarında taşınan titreşimleriyle ebediyen uzayın derinliklerinde yaşamaktalar
 
aslında…

Kâmran Usluer, Sadrettin Kılıç, Pekcan Koşar, Alev Emre, Zekâi Müftüoğlu,
 
Mübeccel Vardar, Savaş Başar, Saadettin Erbil, Kerem Yılmazer, Mümtaz
 
Sevinç, Alev Sezer, Kerim Afşar…
 
hepsinin ses titreşimleri, soluduğumuz havada geziniyorlar; anılar ve sesleri, onları
 
ölümsüz kılıyor.

“Ustamız”, “hocamız” diye seslenebileceğimiz sanatçıların sayısı, bir elin parmakları
 
kadar bile kalmadı artık… ömürleri uzun olsun…



Meraklısına Notlar:
-Levent Dönmez,
 
oyuncu olarak Hiçbir Gece (1989), Film Bitti (1989),
 
Sen Türkülerini Söyle (1986), Adı Vasfiye (1985), Faize Hücum (1982),
 
Ah Güzel İstanbul (1981) filmlerinde rol alırken; Hiçbir Gece filminin
 
senaryosuna da imza atmış ve 1990 yılında Bir Yalnız Melek filmini yönetmiştir.

-14 Kasım 1975’te Türkiye’de o güne değin çok tartışılmış, çok özlenmiş ama
 
gerçekleşme yolunda en ufak bir çaba gösterilmemiş bir atılım gerçekleşti.
 
Türk sinemasına sesleri ile katılan sanatçıların örgütü ‘Filim Seslendirme
 
Sanatçıları Derneği’ adı altında kuruldu. Bu kuruluş belki de bu alanda çalışan
 
sanatçıların ilk ciddi ve örnek atılımları oldu. Kısa adı ‘FİLİM SES’ derneği olan
 
örgütün tüzüğü kabul edildikten sonra kurucu üyeler ilk genel kurul toplantılarını
 
gerçekleştirdiler.
 
Kurucu üye olan sanatçılar:
 
 Saadettin Erbil, Esen Günay,Cüneyt Türel, Levent Dönmez, Kâmran Yüce,
 
Temuçin Caymaz, ve Selâhattin Dursun

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!