Blogcu - Blogcu.com - Ücretsiz Türkçe Blog Servisi
Öne Çıkanlar
Editörün Seçtikleri
Kategoriler
Aile
Araba & Motosiklet
Bilim & Teknoloji
Çocuk
Din
Doğa
Eğitim
Ev-Dekorasyon
Evlilik & Düğün
Fotoğraf
Güzellik
Haber
Hayvanlar
Hobi & El İşleri
Kitap & Edebiyat
Mizah
Moda
Müzik
Sağlık
Sanat
Seyahat
Sinema & Tv
Spor
Tasarım
Ünlüler
Yaşam
Yemek
Anasayfa
/
Seyahat
/
Levent Dönmez
Diğer İçerikleri
askerde zaman duruyormuş be!
CSI : NY (CNBC-e)
Siddetin Tarihçesi (A History of Violence)
wanted
Bagdat'tan Canli Yayin (Live From Baghdad)
Titanların Savaşı (Clash of the Titans)
Robin Hood: Hirsizlar Prensi
Kebab Connection
The Jackal (Çakal)
Panolarım
Tüm İçeriklerim
Öne Çıkan İçerikler
Keşfet
cihanstar
4 yıl önce
Facebook'ta Paylaş
Levent Dönmez
Levent Dönmez / Seslendirme Sanatçısı
“METNİ OKUMAZ, CAN VERİR”
Seslendirme dünyasının büyük ustalarından Dönmez yıllarca tiyatro ve sinemada
oyunculuk, yönetmenlik ve senaristlik yaptı.
Öğretim üyesi olarak Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde
onlarca tiyatro insanının yetiştirdi. Halen Mimar Sinan Üniversitesi
Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak
oyuncu adaylarına dersler veriyor.
CNBCE
’nin tanıtım filmlerini seslendiriyor
Sinemamızda nice aktöre sesiyle can katan, reklâm camiasının karizmatik soluğu olan ve
aynı zamanda
CNBC-e
kanalının tanıtımlarını seslendiren
Levent Dönmez
, şu sıralarda
NTV’
de yayınlanmakta olan, dünyanın en çok ses getiren belgesellerinden ‘Planet
Earth / Yeryüzü’ adlı yapımın anlatıcısı Sir David Attenborough’u mükemmel Türkçesi ile
yorumluyor.
Yıllarca tiyatro ve sinemada oyunculuk, yönetmenlik ve senaristlik yapan Levent
Dönmez, hoca olarak da
Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü
’nde onlarca tiyatro
insanının yetişmesine emek verdi, Tiyatro Anadolu’da oyun yönetti. Halen Mimar Sinan
Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak oyuncu
adaylarına ışık vermeyi sürdürüyor.
Kendinde doğuştan varolan eşsiz ses renginin dinleyenlerde yarattığı büyünün, içimizde
nehir coşkusu yaratan şiirsel tınıların yanı sıra; tonlama ve vurgulamalarında “en doğruyu
arayıp keşfederek, onları ifade edebilmenin olağandışı becerisini de sergiler Levent
Dönmez. Dudaklarından dökülen her hece, milim milim ölçülüp de sarf edilmiştir. Her
seslendirme sürecinde, başlı başına bir “titizlik abidesi” olarak seyrederiz hocamızı.
Ayırıcı özelliklerinin en başında, seslendirdiği (Türk ya da yabancı) karakterlerin mimiklerini
kaçırmaması ve o mimiklere uyumlu yorumlarla konuşması gelir. Düz metinleri
seslendirirken, metni sadece okumaz, anlatır o metni. Dramatik film seslendirmelerinde
ise, perdedeki ( ya da ekrandaki) oyuncuyla öylesine özdeşleştirir ki kendini, adeta
kendi oynamışçasına oynar sesiyle ve de sonuçta o kişinin oyununa da ruh katar.
Levent Dönmez’in ustalığının ardında yatan bir başka etken de tevazuu asla elden
bırakmayıp, reji koltuğunda oturanlara “Oldu mu çocuklar? Aman ölçüyü elden
kaçırmayalım!” diye titizlenip, yaptığı işe hassasiyet göstermesidir.
TRT-2 yıllarından bu yana kendisi ile çalışarak sayısız işe imza attıkları seslendirme
yönetmeni Aziz Acar, Levent Dönmez ile bir çok iddialı belgeselin seslendirmesini
yapmalarına karşın, “hiçbir yapımda, ‘Planet Earth / Yeryüzü’ belgeselinin
görüntülerinden etkilendikleri kadar etkilenmediklerini, bu belgeselin bambaşka bir yapısı olduğunu” vurguladı.
Belgesel seslendirmenin inceliklerini, ayırıcı özelliğini sorduğumuz Levent Dönmez
de düşüncelerini şu cümlelerle özetledi:
Bir kağıdın üstündeki yazılar cansızdır. Seslendirildiklerinde ya da
yorumlandıklarında hayat kazanırlar. Seslendirilen her parça da, bir yorum
gerektirir. Haber okumak bile bir yorumdur örneğin: tarafsızlık yorumu. Çok farklı
nedenlerle seslendirme yapıyoruz. Dramalar, yani uzun metraj filmler ve dizi
filmler, tanıtım filmleri, reklam filmleri, belgeseller v.s.. Bunların her birinin tarzı
farklıdır. Elbette seslendirme tarzları da. Belgesel seslendirmesine gelirsek görürüz
ki onlar da kendi içinde farklı farklıdır. Örneğin çiçekleri böcekleri anlatan
belgeselle, tarihe ışık tutan bir belgesel asla aynı tarzda yorumlanamaz. Versailles
sarayını anlatan bir belgeselle, petrol kuyularını anlatan bir belgesel de aynı
şekilde. “Planet Earth” ya da “Yeryüzü Belgeseli”ne gelince. Tabii ki orijinaline
olabildiğince en yakın biçimde seslendirmeliyim diye düşündüm ve öyle de
yapmaya çalıştım. Ancak açık söylemek gerekirse, izledikçe öyle etkilendim ki kendi
duygularımı da katmam gerektiğini düşündüm. Görüntüler sizi kavrayıp içine
çekiyor. İnanılmaz güzellikteki fotoğraflar eşliğinde hüzünleniyor, mutlu oluyor,
duygulanıyorsunuz. Ve bir süre sonra kendinizi bütün o canlıların arasında ve
onlardan biri gibi görüyorsunuz. Doğanın harikaları, ona ne kadar saygı duymamız
gerektiğini fısıldıyor kulağınıza. Elimden geldiğince bu duyguları yansıtmaya
çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur.
Yabancı sinema ve televizyon yapımlarının anadilimize tercüme edildikten sonra
yeniden seslendirilmesi ya da yaygın deyişle “dublaj”, son yıllarda mecra
sayısındaki artışla ters orantılı olarak, değerini yitirmekte -ucuzlatılmakta-, eski
günlerdeki kalitesini mumla aratmaktadır.
Radyo başlarında geçen günlerimizde “arkası yarın”, “çocuk bahçesi”, “radyo
tiyatrosu” saatlerinde yüreklerimize işleyen seslerin sahipleri olan değerli
sanatçıları birer birer sonsuzluğa uğurlasak da, o sesler atmosferdeki radyo
dalgalarında taşınan titreşimleriyle ebediyen uzayın derinliklerinde yaşamaktalar
aslında…
Kâmran Usluer, Sadrettin Kılıç, Pekcan Koşar, Alev Emre, Zekâi Müftüoğlu,
Mübeccel Vardar, Savaş Başar, Saadettin Erbil, Kerem Yılmazer, Mümtaz
Sevinç, Alev Sezer, Kerim Afşar…
hepsinin ses titreşimleri, soluduğumuz havada geziniyorlar; anılar ve sesleri, onları
ölümsüz kılıyor.
“Ustamız”, “hocamız” diye seslenebileceğimiz sanatçıların sayısı, bir elin parmakları
kadar bile kalmadı artık… ömürleri uzun olsun…
Meraklısına Notlar:
-
Levent Dönmez
,
oyuncu olarak
Hiçbir Gece
(1989),
Film Bitti
(1989),
Sen Türkülerini Söyle
(1986),
Adı Vasfiye
(1985),
Faize Hücum
(1982),
Ah Güzel İstanbul
(1981) filmlerinde rol alırken;
Hiçbir Gece
filminin
senaryosuna da imza atmış ve 1990 yılında
Bir Yalnız Melek
filmini yönetmiştir.
-
14 Kasım 1975’te Türkiye’de o güne değin çok tartışılmış, çok özlenmiş ama
gerçekleşme yolunda en ufak bir çaba gösterilmemiş bir atılım gerçekleşti.
Türk sinemasına sesleri ile katılan sanatçıların örgütü
‘Filim Seslendirme
Sanatçıları Derneği’
adı altında kuruldu. Bu kuruluş belki de bu alanda çalışan
sanatçıların ilk ciddi ve örnek atılımları oldu. Kısa adı
‘FİLİM SES’
derneği olan
örgütün tüzüğü kabul edildikten sonra kurucu üyeler ilk genel kurul toplantılarını
gerçekleştirdiler.
Kurucu üye olan sanatçılar:
Saadettin Erbil, Esen Günay,Cüneyt Türel,
Levent
Dönmez, Kâmran Yüce,
Temuçin Caymaz,
ve Selâhattin Dursun
(Yeni Türk Sineması dergisi- 15 Haziran 1976, sayı:1)
http://www.seslendirme.org/fr/forum/forum_posts.asp?TID=294&KW=levent+d%F6nmez&PID=11884#11884
Sonraki Yazı »
« Önceki Yazı
levent dönmez
seslendirme
dublaj
fikret hakan
cnbce
Yorum Yaz